Havlunun İcadı ve Tarihçesi

Yazımızın başlığı ‘Havlunun İcadı’ olunca aklınıza tekerleğin icadından hemen sonraki yüzyıllar gelmesin, o kadar geçmişe gitmeyeceğiz.
Önce ‘Havlu’ kelimesinin kökeninden başlayalım. Tarihteki en eski kaynak bize havlunun, ince ve yumuşak tüy anlamına gelen ‘hav’ kelimesinden türetildiğini gösterir. Hav kelimesinin sonuna eklenen ekin küçük ses uyumu gereği +lı şekline evrilmemesi, yani havlı olarak kullanılmaması, daha 17.yy’da sözcüğün bağımsız ad olarak algılandığını belirtir. Zaten orta çağa ait arkeolojik çalışmalar da bu bilgiyi destekler ve havlunun ilk olarak 17. yüzyılda Bursa şehrinde kullanılmaya başlandığına işaret eder. Dünya’nın en kaliteli havlularının bizim ülkemizde üretilmesi de sanırız bunun en büyük ispatı.
“Türk Havlusu” olarak dünyaya nam salmış, pamuktan veya ketenden üretilen, dönemin kayıtlarında adı “Peştamal” olarak geçen bu havlu çeşidi, önceleri vücudun etrafını tam olarak sarabilen uzunlukta ama dar üretilirken daha sonraları daha geniş olarak kullanılmaya başlanmıştır.
Peştamal, evlerden önce, yine bizim kültürümüze ait olan Hamamlarda, ıslandığında bile hafif kalması ve yüksek su emici özelliklerinden dolayı tercih edilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu’nun sınırları genişledikçe, Türk havlusunun kullanımı artmış ve dünyaya yayılmıştır.
18. yüzyıldan itibaren talebin artmasıyla, havlu da şekil değiştirmeye başlamış, dokumacılardan daha ayrıntılı tasarımlar üzerinde çalışması istenmiştir. Önceleri çok pahalı olan havlu, pamuk ticaretinin artması ve endüstrileşme sonrası, her ailenin satın alabileceği fiyatlara ulaşmış ve evlere girmeye başlamıştır. Teknolojik gelişmeler ve tasarımdaki anlayış ilerleme kaydettikçe farklı boyutlarda ve farklı hammaddeden üretilen havlular hayatımızı hem kolaylaştırmış hem de günlük yaşantımıza konfor ve estetik katmıştır.